Haber

İnşaat Döneminde Çok İmza: Depremde Evleri Yıkılan Müteahhitlerin Tutuklanmasına Kim İzin Verdi?

Kahramanmaraş’ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler Türkiye’nin fay hatları üzerinde olduğunu hatırlatırken, büyük yıkım gerçeklerle yüzleşmek gerektiğini gösteriyor. Her depremde olduğu gibi binaları yapan müteahhitlerin tutuklanmaları başladı. Fay hattı üzerinde verilen imar izinleri, müteahhitleri denetlemesi gerekenler, bu inşaatta çalışırken yapılanlara şahit olanlar ne olacak?

6 Şubat 2023 sabahına Türkiye’de 7,7 büyüklüğünde bir depremle uyandık. Yıkımın boyutunu anlamaya çalışırken, bazı il ve ilçeler 7.6 büyüklüğündeki ikinci depremle sarsılınca haritadan silindi.

Deprem bugünden yarına taşınabilecek bir durum değildir. Tam bir bilinçle hazırlayabileceğimiz bir şey. Burada da en büyük iş inşaat kısmına düşüyor!

Deprem de bütün afetler gibi bir haykırışla gelir ama zamanı belli olmaz. Bu da hazırlıklı olma bilincini yönetir. Depreme hazırlık nedir? Sağlam binalar yapmak için.

Fay sınırlarının ülke topraklarının yüzde 93’ünü geçtiği ve ülke nüfusunun yüzde 98’inin fay sınırından etkileneceği düşünüldüğünde, imar planlarından yapı üretim sistemlerine ve kentleşme sistemlerine kadar birçok konunun düzenlenmesi gerekiyor.

Düzenleme ve denetim olmayınca afet sonrası ceza var. Olanlar kayıp ruhlar içindir. 17 Ağustos 1999 depreminde resmi rakamlara göre 18 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetti. Bir sembol olarak 195 kişinin ölümüne neden olan binaları yapan müteahhit Veli Göçer tutuklandı. 2004’te cezası ağırlaştırıldı, cezaevine girdi, 2011’de tahliye oldu. Çıkınca ne yaptı? Tapu Dairesi kuruldu.

Son büyük deprem felaketinin üzerinden 24 yıl geçti. Bir hafta önce yaşanan depremler, 24 yılda bilim adına yapılan eylemlerin eksik kalınca adalet misyonunun devreye girdiğini gösterdi. O anın prestijiyle 9 müteahhit tutuklandı. Peki bu müteahhitler bu berbat binaları nereye inşa ettiler? Yaparken kim nezaret etti? Betonu kendileri mi döktüler? Kolon kiriş temaslarını kendileri mi yaptılar?

cdn1.ntv.com.tr

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku ABD Lideri Prof. ve yaralanmalar.

Ceza hukuku, durumu ‘genel güvenliği tehlikeye sokma’, ‘öldürme ve yaralama’ açısından ele alır. Özel hukuk ve idare hukuku da ‘özel kişilerin ve yönetimin tazminat sorumluluğu’ oluşturur.

Hukukun her alanında ortak olan ilke “kim hangi kurala aykırı hareket etmiştir”dir. Sözüer, sözlerine devam ederek, “binaların yapımında birçok kişinin fiil ve eylemlerinin olduğuna” dikkat çekiyor.

Ruhsat ve iskân süreçlerinden yapı imalatını denetleyenlere, rölöve, mimari, statik ve teknik proje yetkililerinden, şantiye sorumlusu ve teknik aplikasyona kadar yapı inşaatının geniş bir grup ve denetim ile gerçekleştirildiğini belirtiyor. denetçiler, en üst düzeyde ise bina sahipleri ve müteahhitler bulunmaktadır.

Ünlü hukukçu böyle bir kalabalıkta kimin ve kimin sorumlu olduğuna bakıldığında ‘öncelikle binanın imar kanunlarına uygun yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerekiyor’ diyor.

Deprem sonrası manzarayla karşılaşan Prof. Sözüer, “Ülkemizde birçok yapının imar mevzuatına aykırı olarak yapıldığı aşikar bir gerçektir”, 184. madde için ise “Peki bu yasa uygulandı mı?” diye soruyor ve can alıcı şeyi açıklıyor:

Hiçbir zaman etkin bir şekilde uygulanmadı, şehircilik bakanlığı, belediyeler, kolluk kuvvetleri, savcılıklar kaçak yapılaşma ile ilgili kanunları bilmelerine ve görmelerine rağmen uygulamadılar. Bu konuda başta yetkili bakanlar, belediye başkanları ve görevini yapmayan yetkililere sorumluluklar düşmektedir.

“Birkaç Veli Göçer bulup Marmara depreminde olduğu gibi günah keçisi ilan edecekler” diyen Sözüer, tutuklamalar için kaçak inşaatlarda halktan izinsiz yapı yapılamayacağını, bu kadar geniş çaplı bir muhalefetin olduğunu söylüyor. Yerel yönetimlerde “haksız çıkar zinciri” olmadan yapılaşma yaşanamaz.

İnşaat departmanındaki yüksek kar marjına çok şaşırdık, çünkü biz sınırlı bütçeli bordrolu işçileriz: “Müteahhitler yüzde 30 kar ettiklerinde zarar ettiklerini düşünüyorlar. Yüzde 50 kar, bir müteahhit için başa baş demektir. • İnşaatta kar marjı çok yüksek.”

Sözüer bu marjlara da değiniyor ve bu kazançları sağlamanın bir yolu olarak imar aflarına işaret ediyor. Ünlü ceza avukatı bu duruma tüm siyasileri de katıyor ve ‘şu anda’ hangi partiden olursa olsun belediyelerdeki imar karşıtlığının devam ettiğini vurguluyor.

Muhalefetin TBMM’den geçen imar affını eleştirdiğini ancak anayasaya uygunluğu için mahkemeye taşımadığını da hatırlatıyor.

Bütün bunlar bir avukatın telaffuzları iken şubenin içinden bir ses yükselir.

NEF Yürütme Konseyi Lideri de Galatasaray Sportif A.Ş. Başkan Yardımcısı Erden Timur, bölgeye gittiğinde ayakta kalan yapıların daha az olduğunu gözlemliyor ve şu tespitte bulunuyor:

Standartların değiştirilmesi gerekiyor. Üretim ve uygulama standartlarının daha sıkı olması gerekiyor. Sadece binayı yapanlar değil, imza atan herkes tutuklanmalı. Böyle bir şeyin bir daha yaşanmaması gerekiyor.

Denetimlerle ilgili soruların ilk yanıtları hukukçulardan gelirken, bu kadar yüksek çıkarlarla çalışan inşaat şubesinin aslında belli bir sistem içinde olduğu da görülüyor.

Bora Erdin, Kahramanmaraş merkezli depremlerden en çok zarar gören illerden biri olan Hatay’da bazı yapı kontrol firmalarını araştırdığında ortaya çıkan tezle herkesin bildiği sırrı Cumhuriyet’te şöyle açıklıyor:

Hatay il merkezinde faaliyet gösteren beş yapı denetim şirketinin de sahipleri doğrudan veya dolaylı olarak inşaat işiyle uğraşmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu